Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

has ne demek?

 - 6 sözlük, 12 sonuç.

BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü

has anlamı
Osmanlı İmparatorluğu toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeden çok olan topraklardan alınan vergi.

BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü

has anlamı
Yıllık geliri 100.000 akçeyi aşan dirlik.

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

has anlamı
Pideye benzeyen tandır ekmeği. (Deliilyas *Şarkışla -Sivas)

Güncel Türkçe Sözlük

has anlamı
sf. 1. Özgü: "Anadolu'nun yüksek yaylalarına has, sessiz, pussuz, boz renkli gecelerden biriydi." -R. N. Güntekin. 2. Katışıksız, en iyi cinsten, saf: Has gümüş. 3. Hükümdara özgü olan: Has ahır. Has bahçe. 4. mec. İyi nitelikleri kendinde toplamış olan (kimse). 5. is. tar. Başmaklık.

İngilizce - Türkçe

has anlamı
1) Vardır
2) Fiil, bakınız have.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

has anlamı
Duvar.

-Yozgat

has anlamı
Boş yer.

*Kurşunlu -Çankırı

has anlamı
İpekli.

Ersis *Yusufeli -Artvin

has anlamı
Marul.

Diyarbakır

has anlamı
Has, marul

Diyarbakır

has anlamı
< Ar. hâss: has; iyi; lezzetli; un ve ekmek için birinci kalite; ekstra; en iyi; en güzel. || has eyhmeyh: francala || has giz: güzel ve ahlaklı kız || ey has (da): pekâlâ,
has anlamı
İyi, güzel

Ordu

has eş anlamlısı

başmaklık
is. 1. Camide ayakkabı konulan yer. 2. tar. Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has, arpalık.
katışıksız
sf. İçine başka şeyler karışmamış olan, arı, saf.
özgü
sf. Birine, bir şeye ait olan, belli bir kimsede, şeyde veya türde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde veya bireyde rastlanılmayan, öze, has, mahsus: "Bu, içinde doğduğu, geliştiği, biçim kazandığı topluma özgü dildir." -N. Uygur.
saf
(I) is. 1. Dizi, sıra: "Bütün garsonlar saf teşkil edip selama dururlardı." -E. E. Talu. 2. Grup.
saf
(II) sf. 1. Katıksız, arı, katışıksız, halis, has: Saf tereyağı. 2. mec. Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil: "Yenge, açık sözlü, saf bir kadıncağızdır." -R. N. Güntekin. 3. mec. İyi niyetli, art niyetsiz: "Senin bu kadar çocukça saf olduğunu bilmezdim." -P. Safa.

"has" için örnek kullanımlar

Douglas Adams kendine has tarzı çok ilginç kitapları ile hep bir numaraydı.
Douglas Adams has always been a trick with its own style is very interesting books.
Kaynak: haber.stargazete.com
Seride yer alan her bir 3G telefonu, LG'nin kendine has tasarım mimarisine sahip.
Every one in the series is a 3G phone, LG's unique architecture and design.
Kaynak: sabah.com.tr
Her yörenin kendine has şive ve dilleri dikkate alınarak orjini bozulmamıştır.
Each region has its own dialect, and taking into account the origin of the language has been preserved.
Kaynak: radikal.com.tr
Ama biz bunun Türkiye'ye has bir araç olmasını istiyoruz.
But we want to make it a tool unique to Turkey.
Kaynak: sabah.com.tr

Yakın Kelimeler

(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2014 © Sözce hakları saklıdır.