Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

rafine ne demek?

 - 3 sözlük, 3 sonuç.

Güncel Türkçe Sözlük

rafine anlamı
sf. 1. İncelmiş, ince, arıtılmış, saflaştırılmış: Rafine yağ. 2. mec. Hassas, duygulu, nazik, ince, seçkin: "Alabildiğine entelektüel, rafine, ayrıntılı bir duygululuk sahibi." -H. Taner.

Türkçe - İngilizce

rafine anlamı
sıfat
1) refined

Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü

rafiné anlamı Fr.raffiné
1. İncelmiş, ince, arıtılmış, saflaştırılmış. 2. Hassas, duygulu, nazik, ince, seçkin: En koyu ve en rafiné sefahatlere kadar bütün zekâ ve heves ihtilallerinin topladığı bu derin ve bulanık merkezde bile. Tour Eiffel gibi bir hendese oyununun ve asansör gibi bir oyuncağın yeri ve manası oluyor." -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Bir Sürgün, 87.

rafine eş anlamlısı

duygulu
sf. Duygusu, duyarlığı çok olan, kolay duygulanan, içli, hassas: "Doktorlukta fazla duygulu olmaya yer yoktur ama, duygusuz görünmeye de hiç!" -N. F. Kısakürek.
hassas
sf. 1. Duyum ve duyguları algılayan: "Halıda kaybolan ayak seslerini evvela Peregrini'nin hassas kulakları sezdi." -H. E. Adıvar. 2. Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan: "İri yarı bir adam olmakla beraber pek hassastı." -A. Gündüz. 3. Çabuk etkilenen: "Düşmanın en hassas ve mühim noktası orası idi." -Atatürk. 4. Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan (alet): Hassas terazi.
ince
sf. 1. Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı: İnce minare. İnce değnek. İnce kitap. 2. Zayıf: "Sarışın, kuru, ince bir kadındı." -Y. K. Beyatlı. 3. Taneleri ufak, iri karşıtı: İnce un. İnce kum. 4. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı: İnce nakış. 5. Ayrıntılı: "Bugün temizlikçi geliyor. Şöyle ince bir temizliğe..." -T. Uyar. 6. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). 7. Tiz (ses), pes karşıtı: "İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi." -R. N. Güntekin. 8. Hafif, gücü az: "Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir." -S. F. Abasıyanık. 9. mec. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı: "Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı." -R. N. Güntekin. 10. mec. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı: "Bu gülümseyişte, herkesin hemen seçemeyeceği bir ince alay gizli." -A. Ağaoğlu.
nazik
sf. (na:zik) 1. Başkalarına karşı saygılı davranan: "Seçilmişlik duygusu insanları birbirine yakınlaştırdığından içeride herkes birbirine karşı son derece nazikti." -E. Şafak. 2. İnce yapılı, narin: "Kadın fevkalade nazik ve güzel, çocuklar oya gibi idiler." -S. F. Abasıyanık. 3. Özen, dikkat gösterilmezse kırılabilen, bozulabilen, kötüleşebilen: Nazik bir bitki. 4. Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan, kritik: "Şimdi devleti tehlikeden kurtaracak pek nazik zamandır." -A. Ş. Hisar. 5. Dikkat isteyen, özen gerektiren: "Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez." -H. R. Gürpınar.
seçkin
sf. 1. Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, üstün, mümtaz, güzide, mutena: "Burası seçkin konukların ağırlandığı yerdi." -İ. O. Anar. 2. Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup), elit.

"rafine" için örnek kullanımlar

Şeker Tatlılar ve rafine karbonhidratlar glukoz düzeylerini yükseltir.
Sugar raises the level of glucose sweets and refined carbohydrates.
Kaynak: haber.gazetevatan.com
FW35, geçen sezon kullandığımız FW34'e göre daha iyi ve rafine bir otomobil.
FW35, better than last season and refined FW34'e use a car.
Kaynak: turkiyef1.com
Çok fazla rafine edilmiş gıdalar tüketirsek kanser hastalığına zemin hazırlıyoruz.
Consume too many refined foods are preparing the ground against cancer.
Kaynak: iha.com.tr
Tasarım açısından da selefini andıran S IV, daha detaylı ama rafine bir tasarıma sahip.
Predecessor in terms of design reminiscent of the S IV, more detailed, but with a refined design.
Kaynak: aksam.com.tr
Bacardi, Küba'da yaşayan İspanyol damıtımcı Don Facundo Bacardi tarafından bilinen çağdaş damıtım aygıtlarında damıtarak daha rafine ve
Kaynak: Bacardi
Rafine zeytinyağı: Zeytin ham yağının doğal trigliserid yapısında değişikliğe yol açmayan metodlarla rafine edilmeleri sonucu elde edilen,
Kaynak: Zeytinyağı
Morricone'nin kalabalık olmayan, rafine müzik tarzı bilhassa İyi, Kötü ve Çirkin (Sergio Leone , 1966) ve Once Upon a Time in the West
Kaynak: Ennio Morricone
Temeldeki yağların hidrolizi gliserol ve rafine sabunu oluşturur. Sabun, temizleme amacı yanında kozmetik , losyon , krem , sprey , ilaç
Kaynak: Sabun
karıştırılan diğer kimyasal maddelerden bazıları ise; Elmas (karbon ), Altın , Sofra tuz u (sodyum klorür ve rafine şeker (sakaroz )dir.
Kaynak: Kimyasal madde
Şişesi rafine edilmiş petrol den üretilir. Tarihi: Sprite, ilk olarak 1961 yılında ABD 'de 7 Up 'a karşı rekabet amacıyla üretilmiştir.
Kaynak: Sprite
Başkurdistan Cumhuriyeti petrol üretim ve rafine, kimya ve petrokimya ürünleri, enerji üretimi, petrol, petrol ürünleri ve gaz nakliyesi
Kaynak: Başkurdistan
Altın borsasında uluslararası rafine çıkışlı 995/1000 ile 999.9/1000 saflıktaki altınlar işleme girebiliyor. İşlemde altınlarda standart
Kaynak: İstanbul Altın Borsası
Nükleer yakıtların maden safhasından sonra rafine edilmesi, saflaştırılması, kullanılması ve nükleer atık haline gelmesi nükleer yakıt
Kaynak: Nükleer yakıt
Weapons Grade Naquadah ise Naquadah Ore'in rafine edilmiş halidir. Bu halde elementin enerji tutma ve amplifike etme yeteneği çok daha
Kaynak: Teknoloji (Yıldız Geçidi)
Agoristlere göre hükümet şiddet kullanma tekeli üzerine yapılandırılmış haydutluğun rafine bir şekli olduğuna göre ondan mutlaka kurtulmak
Kaynak: Agorizm
Gene litre başına 40 gram rafine şeker ilave edilmiş. Sakızlı ya da sakızsız içkidir. Ayrıca bakınız: Mastika (anlam ayrımı) Kategori:Alkollü
Kaynak: Mastika (Bulgaristan)
sanat işleri özellikle rafine zerafetleri ve doğal malzemelerin kullanımı (örneğin bazalt, granit, çakmak taşı, sedir) yönünden dikkat çeker.
Kaynak: Kinji Akagawa
süperiletken , yakıt pili gibi gelişmiş teknolojilerde kullanılan; aynı zamanda üretimleri de gelişmiş teknoloji gerektiren rafine bor bileşiği .
Kaynak: Magnezyum diborür
Günümüzde karbonhidratların çoğu rafine olduğu için içlerindeki nişasta oranı çok yüksektir. Tam tahıl lar rafine olanlardan daha az
Kaynak: Trofoloji
Baekja malları son derece rafine edilmiş beyaz kil, feldspar ile sırlanmış ve çok temiz ve büyük dikkatle düzenlenmiş fırınlar içinden
Kaynak: Kore çömlek ve porseleni
1996 yılında aile şirketi olarak Halaç Kuyumculuk'u kurarak İstanbul Kapalıçarşı'da altın rafine işine girmiştir. Uluslararası açılımlar
Kaynak: Ömer Halaç
Ham parafin mumunun erime noktası 37 ile 48 °C tam rafine edilmiş parafin mumunun ergime noktası ise, 48 ile 66 °C arasında değişir.
Kaynak: Parafin

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2014 © Sözce hakları saklıdır.