Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

ufuk ne demek?

 - 4 sözlük, 4 sonuç.

BSTS / Gökbilim Terimleri Sözlüğü

ufuk anlamı
bakınız» gözerimi.

Güncel Türkçe Sözlük

ufuk, -fku anlamı
is. 1. Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer, çevren: "Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk." -F. R. Atay. 2. coğ. Çekülün gösterdiği dikey çizgi ile gözlemci üzerinden geçen düzlem, göz erimi. 3. mec. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü, ihata: "Bu dar zihinlerde, ufku genişlememiş dimağlarda, zaruri olarak faziletler de dardı." -Ö. Seyfettin. 4. mec. Çevre, dolay.

Kişi Adları Sözlüğü

Ufuk anlamı Köken: Ar.
Cinsiyet: Erkek
1. Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. 2. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. 3. Çevre, dolay.
Cinsiyet: Kız
1. Düz arazide veya açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. 2. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. 3. Çevre, dolay.

Türkçe - İngilizce

ufuk anlamı
isim
1) horizon
2) scope

ufuk eş anlamlısı

anlayış
is. 1. Anlama işi, telakki: "Ama doğrusu Hugo'yu artık uzun uzun okuyamıyoruz, onun şiiri, şiir anlayışı bizden çok uzaklaştı." -N. Ataç. 2. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite. 3. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. 4. Hoş görme, hâlden anlama. 5. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.
çevre
is. 1. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi: "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır." -O. Rifat. 2. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam: "Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim." -A. Ağaoğlu. 3. Sırma işlemeli mendil: "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti." -M. Yesari. 4. mec. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit: Siyasi çevreler. Sanat çevresi. 5. mec. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit: "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir." -H. Taner. 6. db. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. 7. mat. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. 8. top. b. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.
çevren
is. Ufuk, göz erimi: "Arada sırada da olsa böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevreni genişliyor." -T. Yücel.
dolay
is. Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar: "Yaratma heyecanı içinde yorulma denen şey onun dolayına uğramazdı." -H. Taner.
görüş
is. 1. Görme işi. 2. Gözle bir şeyi algılama yetisi. 3. Cezaevi ve hastanede yapılan ziyaret. 4. mec. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. 5. mec. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept.
ihata
is. (iha:ta) esk. 1. ask. Kuşatma. 2. mec. Kavrayış, anlayış: "Biz, zengin burjuvalıkla değil, irfan ve ihatamızla övünüyoruz." -A. H. Çelebi.

"ufuk" için örnek kullanımlar

Tuza, yenilenebilir enerji ve konut üretimini de ufuk çizgisine eklemiş durumda.
Salt, is added to the horizon in the production of renewable energy and housing.
Kaynak: ekonomi.milliyet.com.tr
Müzik ve dünya sinemasını izleyicilerle buluşturan, Sofya Meeting programıyla da yeni projelerin önüne ufuk açan bir festival.
Music and world cinema to the audience, Sofia Meeting program, a pioneering festival in front of the new projects.
Kaynak: sinema.mynet.com
Ufuk (veya Ufuk Çizgisi) gök ile yer i hayali olarak ayıran çizgidir. Gerçek ufuk genellikle, ağaçlar, dağlar ve binalarla örtüldüğü için
Kaynak: Ufuk

Yakın Kelimeler

Google Reklamları
(Tahmin etmek için bir harf girin)
2009-2014 © Sözce hakları saklıdır.