Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

yürek ne demek?

 - 9 sözlük, 11 sonuç.

BSTS / Anatomi Terimleri Sözlüğü

yürek anlamı
bakınız» kalp

BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü

yürek anlamı İng. heart Alm. Herz Fr. coeur
Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde, kaslı bir organ. Kalp.

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

yürek anlamı Osm. kalb Fr. coeur
(biyoloji)

BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü

yürek anlamı İng. hearth
Ritmik kasılmalarıyla kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren, değişik sayıda odacıklara ayrılmış veya tüp biçiminde, kaslı bir organ. kalp.

BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü

yürek anlamı İng. heart Osm. kalb Alm. Herz Fr. coeur
Ritmik kasılmalariyle kanın dolaşımını sağlayan ve devam ettiren ve değişik sayıda odacıklara ayrılmış ya da tüp biçiminde olan içi boş bir kas organı

Güncel Türkçe Sözlük

yürek, -ği anlamı
is. 1. anat. Kalp. 2. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül: "Fazıla Hanım'ın elleri terliyor, yüreği sarsılıyordu." -S. F. Abasıyanık. 3. Kupa (I). 4. mec. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret: Bu iş yürek ister. 5. mec. Acıma duygusu: "Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir." -R. N. Güntekin. 6. hlk. Mide, karın, iç: "Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor." -S. M. Alus.

Tarama Sözlüğü

yürek anlamı
1. Mide. 2. Cesaret.

Türkçe - İngilizce

yürek anlamı
isim
1) heart
2) breast
3) audacity
4) ticker

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

yürek anlamı
1. Karın, mide, bağırsak. 2. Parmak uçlarında, tırnağın Altındaki yumuşak et.
yürek anlamı
Lop yumurta sarısı.

-Samsun

yürek anlamı
Yüreklilik, cesaret.

*Bor -Niğde

yürek eş anlamlısı

cesaret
is. (cesa:ret) 1. Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven. 2. Yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği: "Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar." -N. Cumalı. 3. Cüret. 4. Çekinmezlik, atılganlık.
gönül
is. 1. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı: "Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi." -O. S. Orhon. 2. mec. İstek, arzu: Okumaya gönlün var mı?

is. 1. Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı: "Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir." -Ç. Altan. 2. Oyuk şeylerin boşluğu. 3. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta: Tahtanın içi çürümüş. 4. Nesnelerin arasında bulunan kimse veya nesne. 5. Ten ile dış giysiler arası: "Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum." -E. Bener. 6. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm: Ekmek içi. Ceviz içi. 7. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. 8. Mide, bağırsak, karın: İçi bulanmak. İçi sürmek. 9. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri: "İçimizdeki sevinçleri, kederleri paylaşacak insan nerde?" -S. F. Abasıyanık. 10. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan: Yurt içi ulaşım. Şehir içi haberleşme. Aile içi ilişkiler. 11. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. 12. sf. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan: "İç kapının perdesi yanlara doğru açıldı." -P. Safa. 13. sf. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan: İç dünyamız. 14. mec. Muhteva.
kalp
(I) is. 1. anat. Göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek: "Bak ellerim nasıl titriyor, bak alnım nasıl yanıyor, bak kalbime nasıl çarpıyor." -Y. K. Karaosmanoğlu. 2. Kalp hastalığı: Kalpten öldü. 3. mec. Sevgi, gönül. 4. mec. Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. 5. mec. Duygu, his: "İnsanı tekrar, kalp ve fikir cennetine eriştirebilecek tek kudret kadındır." -H. E. Adıvar.
kalp
(II) is. esk. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme.
kalp
(III) sf. 1. Düzme, sahte, geçmez (para). 2. mec. İşe yaramaz, tembel: Kalp adam. 3. mec. Yalancı, kendine güvenilmeyen: "Kalp herifin biri bu..." -R. H. Karay.
karın
is. 1. İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi: "Şuursuz bir acele ile mahmuzlarını atının karnına vurdu." -Ö. Seyfettin. 2. Döl yatağı, rahim: "Fakat karnındaki çocuk da bu insanüstü erkeğin bir parçasıydı." -H. E. Adıvar. 3. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm: Geminin karnı. Şişenin karnı. 4. Mide: "Karnım aç, elim ayağım donmuş gibi." -H. E. Adıvar. 5. mec. İç, gönül, akıl, kafa: Ben senin karnındakini ne bileyim? 6. mec. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. 7. fiz. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar.
yüreklilik
is. 1. Yürekli, korkusuz, cesur olma durumu, yiğitlik. 2. Yürekli kimseye yakışır davranış.

"yürek" için örnek kullanımlar

Kısacık bir ömür yaşamış ama yürek yakan mektuplar ve şiirler yazmış.
Lived a very short life, but he wrote heartbreaking letters and poems.
Kaynak: blog.milliyet.com.tr
Yani yan hakem görse, belki de görmüştür, biraz yürek olsa kırmızı kart.
So the linesman sees, perhaps, saw, red card, though a little heartbreaking.
Kaynak: sabah.com.tr
Ve bu kısacık ömre sığan yürek yakan mektuplar ve şiirler.
And it fits in a very short lifespan heartbreaking letters and poems.
Kaynak: ensonhaber.com
Aslan'ın her zamanki defansif zaafları da yürek hoplatmaya başlamıştı bir yandan.
Aslan was the usual defensive weaknesses on the one hand hoplatmaya the heart.
Kaynak: turkiyegazetesi.com.tr
Kalp veya yürek (Arapça : قلب kalb; Latince : cor ; Yunanca : Καρδιά kardia), kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan oluşmuş
Kaynak: Kalp
Matematikte kardiyoit veya yürek eğrisi, sabit bir çember üzerinde yuvarlanmakta olan aynı yarıçaplı ikinci bir çember üzerindeki herhangi
Kaynak: Kardiyoit
2009-2014 © Sözce hakları saklıdır.