Sözce'de sorgulama yapmak için bir kelime girin

dil ne demek?

 - 20 sözlük, 37 sonuç.

BSTS / Anatomi Terimleri Sözlüğü

dil anlamı Lat.lingua glossa
Ağız boşluğunda bulunan, çizgili kaslardan oluşmuş, lokmanın biçimlenmesinde, yutma, tat alma ve konuşmanın biçimlenmesinde görev alan çok hareketli bir organ, glossa, lingua.

BSTS / Bilişim Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. language Osm. lisan Fr. langage
Simgeler ve sözcükler oluşturmak için tanımlanmış bir damga takımı ve bunların, anlamlı bir iletişim aracı olarak deyimler ve tümceler (ya da bir örü) oluşturmak üzere kullanımım yöneten sözdizim kuralları takımı, örn. Türkçe, İngilizce, COBOL, FORTRAN. bakınız» izlenceleme dili.

BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. tongue Alm. Zunge Fr.langue
Ağız boşluğunun alt bölgesinde bulunan, çok tabakalı yassı epitelle sarılmış çizgili kastan yapılmış olduğu için serbestçe hareket edebilen, arka tarafta dil kemiğine bağlı olan bir organ.

BSTS / Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. language Osm. lisan Alm. Sprache Fr. langue
İnsanların duygu ve düşüncelerini bildirmek üzere sözcüklerle veya gereçlerle yaptıkları anlaşma: Türkçe, Fransızca, İngilizce, Almanca veya işaret dili vb.

BSTS / Dilbilim Terimleri Sözlüğü

dil anlamı Osm. lisan Alm. standespraehe Fr.langue
Bir insan topluluğu içinde kullanılan sözlü dillik yollarının bütünü (bakınız» dillik). Diller türlü bakımlardan sınıflanır. Yaygınlık ve nitelik bakımından: KAMU DİLLERİ (L. Communes), ÖZEL DİLLER (L. Spéciales), GİZLİ DİL (L. secrète), RESMİ DİL (L. officielle), UYGARLIK DİLLERİ (L. de civilisation), GENEL DİL (L. générale), DÜNYA DİLİ (L. mondiale); aynı dilin türlü halleri bakımından: KONUŞULAN DİL (L. courante ou parlée), HALK veya KONUŞMA DİLİ (L. vulgarie ou populaire), TEKLİFSİZ DİL (L. familière), " AŞAĞILIK DİL (L. triviale), BİLİM DİLİ (L. savante), MESLEK DİLİ (L. de profession), SINIF DİLİ (Standespraehe /Alm./), EDEBİYAT DİLİ (L. Littéraire), DİPLOMATLIK DİLİ (L. diplomatique), ŞİİR DİLİ (L. poétique, TEKNİK DİLİ (L. technique) ; Kullanış bakımından YAŞIYAN DİL (L. vivante), AŞNI DİL (L. archaïque), ÖLÜ DİL (L. morte) ; anlık bakımından: ARI DİL (L. pure), KARMA DiL (L. mixte) ; doğuş bakımından : DOĞAL DİL (L. naturelle), YAPMA DİL (L. artificielle), EVRENSEL veya ULUSLARARASI DİL (L. universelle ou internationale), FİLOZOF İŞİ DİL (Langue philosophique) ; konuşana olan yakınlığı bakımından: ANA DİLİ (L. Maternelle), ULUSAL DİL (L. nationale), BENİMSEK DİL (L. adoptée), YABANCI DİL (L. étrangère) gibi sınıfları vardır. Diller bir ée aralarındaki kuruluş farkları bakımından sınıflara ayrılırlar. Fikrin türlü öğelerini (Fran. de la maison gibi) ayrı ayrı kelimelerle veya (evin gibi) tek kelime ile anlattıklarına göre: ÇÖZÜMLÜ DİLLER (L. analytiques) ve BİREŞİMLİ DİLLER (L. synthétique) ; cümle öğelerinin sırası değişip değişemediğine göre: DEĞİŞİR SIRALI DİLLER (L. transpositives) ou inverses) ve DEĞİŞMEZ SIRALI DİLLER (L. analogues) ; öğelerini düzenledikleri tarza göre: AYRILI DİLLER (L. isolantes), YANDAŞLAYICI DİLLER (L. juxtaposantes), GÖVDELEYiCi, TOPARLAMALI, KAPSAMALI, TOPTAN ANLATIMLI veya ÇOK BİREŞİMLİ DİLLER (Incorporantes, Agglomérantes, Encapsulantes, Holophrastiques ou Polysynthétiques), BİTİŞİMLİ DİLLER (L. agglutinantes), TANELİ DİLLER (L. atomiques), MALGAMALI DİLLER (L. amalgamantes), KAYNAŞMALI DİLLER (L. fusionnelles) ; bükünlü olup olmadıklarına göre: BÜKÜNLÜ veya ŞEKİLLEMELİ DİLLER (L. flexionnelles, forniatives ou à mots proprement dits), ve ŞEKİLLEMESİZ DİLLER (L. non-formatives ou à mots apparents, à mots-phrases) ; aralarındaki hısımlığa göre: ANA DİLLER (Langues-mères), KARDEŞ DİLLER (Langues-soeurs), KAYNAK DİLLER (L. communes), İLKEL DİLLER (L. primitives), TÜREME DİLLER (L. dérivées).

BSTS / Gramer Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. language Alm. Sprache Fr. langue, parole
İnsanlar arasında karşılıklı haberleşme aracı olarak kullanılan; duygu, düşünce ve isteklerin ses, şekil ve anlam bakımından her toplumun kendi değer yargılarına göre biçimlenmiş ortak kurallarının yardımı ile başkalarına aktarılmasını sağlayan, seslerden örülü çok yönlü ve gelişmiş bir sistem. Türkçe, Almanca, Çince, İngilizce, Japonca gibi. Dünya üzerinde konuşulan diller, a) Köken, b) Yapı bakımından sınıflandırılmaktadır. Köken bakımından yapılan sınıflandırmada, bilinmeyen devirlerde aynı ana dile bağlanan bir köken akrabalığı söz konusudur. Hint-Avrupa, Hami-Sami, Fin-Ugur, Ural ve Altay dil aileleri bu temeldeki bir sınıflandırmaya dayanan dil aileleridir. Dünya dilleri yapı bakımından da tek heceli diller (İsolierende Sprachen, isolating kanguages, monosyllabic languages.), eklemeli diller (agglutinierende Sprachen, agglutinative languages) ve çekimli diller (flektierende Sprachen, inflected languages) olmak üzere üçe ayrılır. Her dil taşıdığı söz hazinesine, kullandığı alanlara, yaşayıp yaşamadığına ve toplumun içinde onu kullanan kesimler açısından taşıdığı farklı özelliklere göre konuşma dili, yazı dili, halk dili, aydın dili, bilim dili, edebî dil, kültür dili, millî dil, ortak dil, resmî dil, yaşayan dil, ölü dil olarak da sınıflandırılabilir. Bunlara bakınız»

BSTS / Halkbilim Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. language, speech Osm. lisan Alm. Sprache Fr. langage
Bir toplum üyelerinin birbirlerine düşünce ve dileklerini anlatmak amacıyla kullandıkları, ilgili toplumca benimsenen ses simgelerinden oluşan ve belirli bir düzene göre işleyen kültürel dizge. bakınız» yaşayan dil, tümbireşimli dil, törensel dil, temel dil, ölü dil.

BSTS / Histoloji-Embriyoloji Terimleri Sözlüğü

dil anlamı Lat.lingua
Ağız boşluğunun tabanında çok katlı yassı epitelle örtülü tat, çiğneme ve ses çıkarmada görevli organ. Üst yüzün değişik bölgelerinde makroskobik düzeyde mekaniksel ve tatla ilgili papillalar bulunur.

BSTS / Mantık Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. language Osm. lisan Alm. Sprache Fr. langue, langage
Kurma kuralları gereği oluşturulan, anlam kuralları gereği de yorumlanıp anlam kazanan deyimler dizgesi. Krş.. sözedilen dil, sözeden dil, biçimsel dil, biçimsel dizge, tek çeşitli dil, çok çeşitli dil, altdil.

BSTS / Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. scab Alm. Schale
Döküm ya da boşaltma sırasında, erimiş metalin kalıp duvarlarına sıçrayıp, erken katılaşması sonucunda oluşan yüzey kusuru.

BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu

dil anlamı
bakınız» ok.
dil anlamı Fr. flèche littorale
(kıyı) (coğrafya)
dil anlamı Osm. lisan Fr. langue
(biyoloji, zooloji)

BSTS / Tarih Terimleri Sözlüğü

dil anlamı
Durumunu öğrenmek için düşmandan ele geçirilen tutsak.

BSTS / Toplumbilim Terimleri

dil anlamı İng. language Osm. lisan Fr. langue
İnsana türlü etkinlik süreçleri içinde düşünce ve duygularını anlatma olanağı vererek bilme ve iletişme işlevlerini yerine getiren, toplumsal üretimin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkıp gelişen söz düzeni.

BSTS / Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu

dil anlamı
Azerbaycan Türkçesi: dil; Türkmen Türkçesi: dil; Gagauz Türkçesi: dil; Özbek Türkçesi: til; Uygur Türkçesi: tii; Tat: tel; Başkurt Türkçesi: tel; Kmk: til; Krç.-Malk.: til; Nogay Türkçesi: til; Kazak Türkçesi: til; Kırgız Türkçesi: til; Alt:: til; Hakas Türkçesi: tîl; Tuva Türkçesi: tıl; Şor: til; Rusça: yazık

BSTS / Zanaat Terimleri Sözlüğü

dil anlamı
(I) Anahtar. (-gaziantep; Deliilyas *Şarkışla -Sivas)
dil anlamı
(II) Hayvanların boynuna asılan çanın içinde sallanan boynuz ya da madensel parça. (Uluğbey *Senirkent -Isparta; *Bor -Niğde)

BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü

dil anlamı İng. tongue, Alm. Zunge Fr. langue
Ağız boşluğunun alt bölgesinde bulunan ve özgür olarak hareket edebilen etli bir uzantı olup ard ucundan dil kemiğine bağlıdır.

Güncel Türkçe Sözlük

dil anlamı
(I) is. 1. Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı: "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..." -Y. Z. Ortaç. 2. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri: Terazi dili. 3. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili: "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği." -S. F. Abasıyanık. 4. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ Altına rastlayan saya parçası. 5. coğ. Kıstak. 6. den. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek: İki dilli makara. 7. müz. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. 8. hlk. Anahtar.
dil anlamı
(II) is. 1. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban: "Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu." -S. F. Abasıyanık. 2. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi: "Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır." -H. S. Tanrıöver. 3. Belli mesleklere özgü dil: Hukuk dili. 4. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı: Gözlerin dili. Çiçeklerin dili. Müzik dili. Yazı dili. "Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım." -R. Mağden. 5. tar. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak.
dil anlamı
(III) is. esk. Gönül, yürek.

Kişi Adları Sözlüğü

Dil anlamı Köken: T.
Cinsiyet: Erkek
1. Tat alma organı. 2. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma. 3. Tutsak, esir. 4. Körfez, koy.
Cinsiyet: Erkek
Gönül, yürek, kalp.

Türkçe - İngilizce

dil anlamı
isim
1) language
2) tongue
3) speech
4) lingo
5) clapper
6) parlance

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü

dîl anlamı
Değil

Güney-Batı Anadolu

dil anlamı
Kadının cinsiyet organının üst kısmında bulunan pek duygun küçük bir organ, bızır.

*Bor, -Niğde

dil anlamı
1. Anahtar. 2. Kilidin içindeki dilcik. 3. Kapı mandalı. 4. Koyun ve sığırlara takılan çanın içindeki madenî parça.
dil anlamı
Yazı kaleminin ucu.

Peçenek *Kızılcahamam -Ankara

dil anlamı
Zar içindeki sazan balığı yumurtaları.

-Samsun

dil anlamı
Tekerleklerin geçirildiği eksenin, mazının ileri geri oynamasına engel olan ağaç kazık.

Yavuz *Şavşat -Artvin

dil anlamı
Açgı.

Ekinözü *Elbistan Maraş

dil anlamı
Dil.

Doğu Trakya

dil anlamı
Değil (bakınız» deyil, deyl)
dil anlamı
Dil. || dil oti yemiş olmak: çok konuşkan ve sevimli olmak

Erzurum

dil anlamı
Anahtar (Çayağzı)

Kırşehir

dil anlamı
Dil // dila çihmak: konuşma çağına erişmiş olmak

Artvin Yusufeli Uşhum köyü

dil anlamı
[Gönül] (kelime tek başına kullanılmaz.) // dil erbabi: gönül ehli

Artvin Yusufeli Uşhum köyü

dil eş anlamlısı

anahtar
is. 1. Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı: "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı." -F. R. Atay. 2. Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, kurgu. 3. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. 4. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. 5. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak: Sardalya kutusunu açmaya yarayan anahtarı çarçabuk temin ederdi. 6. mec. Vesile, araç, vasıta: "Biliyordu ki sabır, cennetin anahtarıdır." -P. Safa. 7. sf. mec. Herhangi bir olayda belirleyici olan: Anahtar parti. 8. fiz. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. 9. müz. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret: Sol, do ve fa olmak üzere üç anahtar vardır.
gönül
is. 1. Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı: "Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi." -O. S. Orhon. 2. mec. İstek, arzu: Okumaya gönlün var mı?
kıstak
is. coğ. Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil.
yürek
is. 1. anat. Kalp. 2. Bir kimsenin ruhsal yönü, gönül: "Fazıla Hanım'ın elleri terliyor, yüreği sarsılıyordu." -S. F. Abasıyanık. 3. Kupa (I). 4. mec. Herhangi bir şeyden çekinmeme, korkmama, yüreklilik, korkusuzluk, cesaret: Bu iş yürek ister. 5. mec. Acıma duygusu: "Ona merhume demek bile yürek parçalayıcı bir şeydir." -R. N. Güntekin. 6. hlk. Mide, karın, iç: "Ayşe Hanım, kahveciden limon şekeri almış, yürek ferahlatır diye uzatıyor." -S. M. Alus.

Yakın Kelimeler

(Tahmin etmek için bir harf girin)
Vagonmedya.com
2009-2024 © Sözce hakları saklıdır.